EURTRY:

Accueil > Nos rubriques > Actualité > Bon pour l’orient

Bon pour l’orient


Ecrit par Engin, 2014-12-18 19:35:39


2015 yaklaşırken 1. dünya savaşında yaşanan bir takım üzücü olaylar bazı açıkgözlere kazanç kapısı olmaya devam ediyor.

Bunlardan ikiside Türkiye’de Le Monde gazetesinin temsilcisi Guillaume Perrier ile Le Figaro gazetesinin temsilcisi Laure Marchand.

Bu ikilinin yazmış oldukları ve Türkçeye de çevrilmiş bir kitap Sözcü gazetesi köşe yazarı Soner Yalçın tarafından köşesinde işlenmiş, Fransızca tercümesi için yazarın iznini beklerken siz değerli okuyucularımıza makalenin orijinalini sunuyoruz.

Bon pour l’orient

FRANSIZLAR 19. yüzyılda üniversitelerinde okuyan Doğulu öğrencilere ikinci sınıf eğitimverildiğini vurgulamak için değersiz bir diploma verir ve üzerine de “şark için yeterli”anlamına gelen “bon pour l’orient” yazardı !..
Adı : Guillaume Perrier...
2004’ten beri İstanbul’da serbest gazetecilik yapıyor ; yazıları başta Le Monde olmak üzere Le Point, Elle gibi dergilerde yayımlanıyor.
Adı : Laure Marchand...
2013’ten beri Türkiye’de Fransız Le Figaro gazetesi muhabiri olarak görev yapıyor.
Guillaume ve Laure evliler.
Birlikte “Türkiye ve Ermeni Hayaleti/Soykırımın İzinde Adımlar” adlı kitap yazdılar. Türkçe çevirisi İletişim Yayınları’ndan çıktı.
Kitaba geçmeden önce bu ikiliyi tanımanızı isterim...
Bunlara göre ; Kemalistler faşist ! KKTC, Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgesi !
Fransız Cumhurbaşkanı’na Türkiye ziyaretinde Trabzonspor’un Fransız oyuncusu Malouda tarafından hediye edilen forması için “Artık Hollande’ın çöpleri çıkarırken kıyafeti hazır” diye yazabilecek alay içindeler. Arda Turan’ın takımı Atletico Madrid’in Azerbaycan forma reklamını kabul etmesine bile dil uzattılar !
Bu ikiliyi Ermeni diasporası çok tutuyor ve birçok Avrupa ülkesinde medya turuna çıkartıyor. İster söyleşi, ister fotoğraf sergisi olsun, sözde soykırım ile ilgili her çeşit etkinlikte konuşmacı olarak yerlerini alıyorlar. Her fırsatta, Türkiye’nin sözde Ermeni soykırımını kabul ederek Ermeni mallarını geri vermeye çağırıyorlar.
Ve şaşırmayınız ; dün de İstanbul’daki Fransız Kültür Merkezi’nde “Ermeni Soykırımı”nı anlattılar !
Şimdi kitaba dönebiliriz...

Sözde tanıklar

Kitap 18 bölüm ve genelde hep aynı hikayevar : Ziyaret ettikleri köylerin ihtiyarları,“Buralarda yaşlı bir Ermeni var” deyip bu ikiliyi gönderiyorlar ; ikili o ihtiyarla konuşuyor.Tehcir yaşandığında henüz yeni doğmuş -kimlikleri saklı tutulan- tanıkların tümü toplumsal baskıdan çok korkuyor ama ilginçtir bu ikiliyi görünce dilleri çözülüveriyor ve Türklerin yapmış oldukları vahşeti en canlı şekliyle anlatıveriyor !
“Gazeteci ikili”, kesik başların, karınları deşilen kadınların, nehirlerde boğulan bebeklerin tüyler ürpertici hikayelerini kendileri yaşamışçasına yazıyor.
İkili, hayal gücünde de sınır tanımıyor ; Dersim olaylarını, Atatürk Türkiye’sinin, 1915’te soykırımcı Türklerden kaçan Ermenileri korumuş Dersim bölgesindeki Kürt aşiretlerine ödettiği bedel olarak tanımlıyor !Türk askerlerinin Dersim bölgesindesünnetsiz erkek çocukları aradıklarını, yine yaşı 90 civarında olan ve adı saklı birinden duyup yazıyorlar !
Bu ikiliye göre “soykırım” kesin. Bu nedenle,“Türkiye ve lobicilerinin” önerdikleri gibi şu ya da bu devletin bir komisyon toplamasına gerek yok.
Cehaletle ; “yazılı kaynaklar ve gittikçe daha rahat erişilen Osmanlı ya da özellikle Alman arşivleri, soykırım olduğunu kanıtlamaya bol bol yetiyor” diye yazıyorlar !
Kendileri zahmet edip bırakın Osmanlı’yı,Alman arşivlerine hatta Deutsche Bank arşivine bakmıyor. Rus kaynaklarından filan bahsetmeye gerek yok, amaçları belli.
Baksanıza...
“Yahudilere Ölüm” anlamına gelen “Mort Aux Juifs” gibi köy ismi barındıran bir ülkenin “gazeteci ikilisi”, Anadolu’da gittikleri köy ve kasabaları kitaplarında hep eski isimleri ile yazıyor ve -herhalde dilimizi “sular seller” gibi konuşuyorlar ki- değiştirilen köy isimlerinin gülünç hatta abuk sabuk olduğunu belirtiyorlar.
“Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünü malum ikili, Türklerin diğer halklar ve Ermeniler karşısında üstünlüğünü kutsayan ırkçı bir slogan olarak nitelendiriyor. Peki, bu çokbilmiş ikili Fransız, kendi ülkelerinin Katalan kökenli Başbakanının daha geçen nisan ayında “Fransız olmaktan gurur duymalıyız” demesini nasıl yorumluyorlar ?Geçelim. Afrika’daki sömürgelerine hiç girmeyelim. Sarkozy’nin Cezayir için özür dilemeyeceğini söylemesini unuttular mı ?
Sonuçta... Fransız tarihçi Maxime Gauinkitaptaki hataları tek tek yazmasına rağmen bu ikiliden hiçbir yanıt gelmedi.
Çünkü amaç başkaydı :
Napolyon‘un dediği gibi : Para... Para... Para...

Ismarlama kitap

Portekiz’de Ermeni asıllı Osmanlı vatandaşı Kalust Gulbenkian tarafından kurulmuş bir vakıf var. Bu vakfın 2012 yılı Faaliyet Raporu’nun Bilimsel Araştırmalar İçin Ödenek başlığı altında bir isim yer alıyor :
Guillaume Perrier. Ermeni Soykırım ile ilgili bir kitabın hazırlık araştırması için 3,000 euro.
Demek ikilinin kitabı ısmarlanmıştı !
Peki, kitabın teşekkür listesinde Osman Kavala’dan Oral Çalışlar’a, Cengiz Aktar’dan birçok kişi ve derneğe yer veren bu ikili para aldıkları Gulbenkian Vakfı’ndan neden hiç bahsetmedi ?
Son zamanlarda “Türk Devleti tarafından kiralanan Fransız inkarcılar” olduğundan dem vuran bu ikiliye sormak gerek : Kiralanan siz değil misiniz ?
Ve bu ikiliye birkaç soru :
Gulbenkian Vakfı ile pazarlık nasıl yapıldı ?3,000 euronun sadece hazırlık aşaması için olduğu belirtilmiş, gerisi geldi mi ? Kayıtlara girmesin diye bir kısmı elden mi verildi ?
Bu düzmece söyleşilerin yapıldığı kimlikleri saklı tutulan “tanıklara” para verildi mi ?
Sürekli mal varlıklarının iadesini vurgulamaktaki amacınız Gulbenkian Vakfı’nın
isteği mi ?
Sipariş üzerine yazılan ısmarlama bir kitap eğer gazeteci iseniz içinize sindi mi ?
Le Monde kurucu Hubert Beuve-Mery’in sözünü bilir misiniz :
“Aynı anda hem paranın hem hakikatin emrinde olunmaz.”
Ama...
Burası Şark ! Yuttur yutturabildiğin kadar...
Bon pour l’orient...

Mot-clé :
Désinformation Histoire « Cause arménienne » et terrorisme
Plan du site | RSS 2.0 | Copyright Turquie News 2006-2019 | Mentions légales PageRank