EURTRY:

Ana sayfa > Türkçe > KARAYILAN’DAN KARA İTİRAFLAR

KARAYILAN’DAN KARA İTİRAFLAR


Ecrit par , 2009-05-28 10:12:50


Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından sonra terör örgütü PKK’nın başına geçen Murat Karayılan, PKK’nın Kandil dağındaki kamplarından yaptığı ve Milliyet gazetesinde yayınlanan açıklamasında, "Silahlı mücadele ve kan dökülmesi geride kalmalıdır" diyerek, "Barış olmasını ümit ediyoruz. Kaçırılmaması gereken bir fırsatın eşiğindeyiz" değerlendirmesini yapmıştı.

Karayılan, "PKK artık ayrılığı savunmamaktadır. Biz Kürtlerin eşit haklara sahip özgür vatandaşlar olarak Türkiye Cumhuriyeti içinde yaşamasını istiyoruz. Bu bir taktik değildir. Tek isteğimiz Kürtlerin kültürlerinin gereğini özgürce yerine getirebilmesidir. İstedikleri an Türk makamlarıyla görüşmeye hazırız" şeklindeki ılımlı mesajların ardından Londra’da yayınlanan “Şark-Ül Avsat” adlı gazeteye de bu kez tamamen farklı açıklamalarda bulundu. Karayılan, kendilerinin Kandil dağlarında olmasından dolayı Türkiye’nin Kuzey Irak’taki yerel Kürt hükümetinin kurulmasına izin verdiğini öne sürerken, İmralı’da Cezaevi’nde bulunan Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması durumunda bile silah bırakmayacaklarını söyledi.

Bugün gazetesinin haberine göre, “Şark-Ül Avsat” gazetesine konuşan Karayılan, Amerikan yönetiminin Irak’ta İran’a karşı Türkiye’yi desteklediğini ve bu şekilde İran’ın bu ülkede söz sahibi olmasının önüne geçmeye çalıştığını iddia etti. Uzun röportajında sürekli Türkiye’yi suçlayan ve soykırım yapmakla itham eden Karayılan, tüm bunlara rağmen şu anda her zamankinden daha güçlü olduklarını öne sürdü. 2007’de ABD ve İsrail’in istihbarat desteğiyle kendilerine yönelik başlatılan operasyonlardan zaferle çıktıklarını iddia eden Karayılan, ikinci zaferlerinin ise, 29 Mart yerel seçimleri olduğunu belirtti.

DTP ile aralarında bir tür bağlantı olduğunu açıklayan Karayılan, PKK’nın silahlı, DTP’nin ise siyasi bir parti olduğunu kaydederek, son günlerde demeç verdiği İtalyan Televizyonu ve Fransız Le Monde gazetesine de Kürt halkının içinde bulunduğu durumu anlattı. Kürtlerin, Arapların, İranlıların, Ermenilerin, Asurilerin bölgenin asli unsurları olduğunu, Türklerin ise bin yıl önce bölgeye geldiklerini anlatan Karayılan, Ortadoğu’nun AB benzeri bir yapıya kavuşması durumunda Kürtlerin temel haklarını elde edebileceklerini vurguladı.

Kürtçe televizyon ve Kürtçe isimlerin yeniden Kürt köylerine verilmesiyle ilgili elde edilen hakların kendi sayelerinde olduğunu iddia eden Karayılan, buna rağmen tüm gelişmelerin birer makyajdan ibaret olduğuna dikkat çekti.

Üniversite yıllarında Kürtlerin farklı bir millet olduklarını keşfettiklerini, bunu ilk fark edenin ise Öcalan olduğunu öne süren Murat Karayılan, Öcalan’ın 1971 yılında üniversitede okurken Türk tarihi ve Türklerin kökeniyle ilgili konuşan hocaya karşı ayağa kalkarak, “Türkler ve Türkiye’den başka Kürt ve Kürdistan’ın da olduğunu” haykırdığına, bunun sınıfta buz etkisi yaptığına işaret etti.

Yunanistan, Suriye, Ermenistan ve İran gibi ülkelerden yardım aldıkları yönündeki iddiaları reddeden Karayılan, sadece bir dönem Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad’dan o ülkede kalmak için yardım aldıklarını, Esad’ın Kürt ve Arap halkları arasında bir köprü oluşturduğunu, ancak daha sonra bazı güçlerin bu ilişkiyi sabote ettiğini de anlattı. Karayılan, 1991 yılına kadar silahlı direniş yaptıklarını, o yıldan itibaren mücadelelerini politik alanda sürdürdüklerini, 7-8 bin savaşçılarının ise sadece savunma amaçlı olarak dağlarda kaldıklarını öne sürdü.

Türkiye’den topyekün bir saldırı olup olmayacağının önümüzdeki ay belli olacağını öne süren Karayılan, bunun da Türkiye’de devam eden tartışmalardan sonra netleşeceğini belirterek, Türkiye’nin kendilerine yönelik kimyasal silah kullandığı yönündeki iddialarla ilgili şu ana kadar ellerinde bir bilgi olmadığını söyledi.

Cemil Bayık’la aralarında ihtilaflar olduğu yönündeki iddiaların uydurma olduğunu ileri süren Karayılan, Öcalan’ın bırakılmasıyla direnişlerinin tamamen bitmeyeceğini, beraberinde geniş çaplı düzenlemelerin yapılması gerektiğini kaydetti.

Kürt sorununun çözümü için olumlu söylemlerden bahseden Karayılan ve arkasındaki PKK’nın, aslında hiç de Hasan Cemal’e verdiği beyanatlardaki gibi samimi olmadığı bir kez daha ortaya çıkmış oldu. PKK’nın her zamanki tavrında bir değişikliğin olmadığı, şiddet sever yanının sürdüğü yine kanıtlandı. Ve yine PKK’nın, savunduğunu iddia ettiği Kürtler için hiçbir şey yapmadığı, en çok onlara zarar verdiği belgelenmiş oldu.

Helin Demir

[email protected]

Mot-clé :
Site planı | RSS 2.0 | Copyright Turquie News 2006-2019 | Mentions légales PageRank