EURTRY:

Ana sayfa > Türkçe > ETNİK POPÜLİZM!..

ETNİK POPÜLİZM!..


Ecrit par Nail AMUDI, 2009-05-26 10:31:32


Kürtler, Etnik Milliyetçilik Temelinde Politika Yapanlara ve Terörle Aralarına Mesafe Koyamayanlara Bu Defa Da Prim Vermeyecektir!...

“Etnik popülizm tuzakla doludur!..”

Evet, TBMM’de partisinin grup toplantısında Kürtçe konuşarak 18 yıl sonra benzer bir krize neden olan DTP lideri Ahmet Türk 7 ay önce böyle diyordu.

Hatta bir adım daha atıyor, "Çatı Parti Siyaseti" güdeceklerini belirtiyor ve bölgesel etnik parti yapısından çıkıp, "Türkiye’nin partisi olmaları gerektiğini" söylüyordu.

Aslında sözlerinin hedefindekiler de "Yumuşak başlı siyaset yaptığı, güvercin politika izlediği gerekçesiyle" partisinden kendisine eleştiri yönelten "şahinlerden" başkası değildi.

DTP’nin yedi ay önce yapılan 2’nci kongresi öncesi ve sonrasında Türk’ün eleştirileri yukarıdaki sözleriyle kalmıyor "etnik sorunlara dayalı siyaset yaptıklarından dolayı Türkiye’ye açılamadıklarının" da altını çiziyordu.
TBMM’de tavrı gösterdi ki yerel seçim Ahmet Türk’ü de o gün eleştirdiği "radikallerin" arasına katmış. Daha ilerisi bugüne kadar yapmadığı için takdir topladığı "popülizmden uzak" siyaseti terk etmekle kalmamış, "etnik popülizmin" içine savrulmuş.

Diyarbakır’da seçimi kaybedip kaybetmeme üzerine kurulu siyasetin Türk’ü getirdiği sonuç bunun ötesinde bir nokta değil...
Ahmet Türk, TBMM’nin en eski milletvekillerinden biri olarak grup toplantılarında Türkçe’den başka dille konuşmanın olası olmadığını en iyi bilenlerden biri.

Daha önemlisi DTP grubunun 20 milletvekilinden çoğunun konuşmasını anlamayacağını da en iyi bilmesi gereken kişi...

Haydi, Van, Hakkâri, Şırnak, Siirt’ten seçilmiş milletvekillerinin ağız farkı da olsa Ahmet Türk’ün Kürtçe sözlerini anladığını var sayalım...
Peki, hiç Kürtçe bilmeyen Niğde Bor doğumlu Akın Birdal için ne diyeceğiz?..

İşin garibi Ahmet Türk’ün Kürtçe konuşmasını kendi partisi içinde Kürtçe bilmeyen Emine Ayna, Sebahat Tuncel, Ayla Akat Ata gibi isimler de anlamadı büyük ihtimalle...

Kandil’de Türkçe eğitim verildiği ve PKK içinde Kürtçe bilmeyenler de olduğu için onlar da anlamadı…

Kürt Kültürü ve Araştırma Vakfı’nın yaptığı bir araştırmadan çıkan sonuca göre Diyarbakır’da, İstanbul’da yaşayan Kürtler arasında çok sayıda “Kürtçe bilmeyen” var, onlar da anlamadı. (Diyarbakır’da yaşayan gençlerin yüzde 78’i Kürtçe değil Türkçe konuştuğunu söylemiş. İstanbul’dakilerin yüzde 92’si... Büyük bir kısmı da “Kürtçeyi tam anlamıyla bilmediğini” belirtmiş.)

Güneydoğu’da açılan Kürtçe dil kurslarının ilgisizlikten kapandığını da unutmayalım…

Başta da belirttiğimiz gibi Kürt siyaseti 18 yıl sonra başladığı noktaya döndü. Hem de "Eski tarz siyaseti terk etmeliyiz; uzaktan kumandalı, gerilime dayalı siyaset bize kazandırmıyor; kimlik siyaseti ile daha uzun yol alamayız" diyen Ahmet Türk eliyle...

Oysa Ahmet Türk, Kürt siyasetçisi 10 arkadaşı ile 1990’da ÖZDEP’te buluşup yola çıktığından bu yana çatışmacı siyasetten hep uzak durmuştu. Aradan geçen 18 yıl içinde de Kürt siyasetini "marjinallikten arındırmak için verdikleri mücadelede de başarı elde ettikleri" varsayılıyordu. Ancak görülüyor ki 1990’dan bu yana kurdukları 6 parti de kapatıldığı için bir türlü kurumsallaşamayan Kürt siyaseti, yükselen milliyetçi dalgasının önüne ılımlıları da sürüklemiş.

Anlaşılıyor ki bölgede gerilim üzerine kurulu bir yerel genel seçim süreci yaşanacak. Nitekim PKK üzerine çalışmaları ile tanınan TEPAV’dan Dr.Ali Nihat Özcan, bir hafta önce "Gerilimi kontrollü artıracaklar" dediğinde dikkate almamıştım. Türk’ün dünkü çıkışı Özcan’ın tespitini doğruluyor; PKK’nın sözcülüğüne soyunan ve ulusal/uluslararası kamuoyunun tüm uyarılarına rağmen terör örgütü ile arasına mesafe koyamayan DTP; önce 8 Mart, ardından 21 Mart’ta Nevruz ile en pik noktasına gerilimi tırmandırıp, 29 Mart’ta bunu sandığa oy olarak yansıtmayı hedefliyor. Ancak DTP’li yöneticiler PKK’yla ilişkilerini resmen kesmedikçe, terörü kınamadıkça, teröristi, “kurtuluş savaşçısı” diye alkışlamaktan vazgeçmedikçe, Abdullah Öcalan’ı “milli şef” olarak sunmayı bırakmadıkça sandıktan çıkamayacaklarını artık anlamak zorundalar.

Şiddetin çözüm olamayacağını defalarca ifade ettim ve bir kez daha yineliyorum; barış ve demokratikleşme sürecinin kalıcı olabilmesi için DTP’lilerin, örgüt veya birey olarak, şiddeti ve hele hele sivillere karşı kullanılan şiddeti gündemlerinden çıkarmaları gerektiğine inanıyorum. Açıkça ifade ediyorum, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan vatandaşların gururunu kıracak, öfkesini artıracak kışkırtmalarla sonuç alamazsınız.
Son cümle… DTP’nin derdi belli; bölgede seçimleri kazanmak. Ama ben, gerginlikten yorgun düşen ve şiddet politikasında ısrar ederek, etnik milliyetçilik temelinde popülizm yapan ve demokrasi yerine teröre hizmet etmeye devam eden Kürt siyasetçilere bölge halkının 22 Temmuz’da olduğu gibi bu defa da prim vereceğini sanmıyorum...

Nail Amudi
[email protected]

Mot-clé :
Site planı | RSS 2.0 | Copyright Turquie News 2006-2019 | Mentions légales PageRank